Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, büyülü ormanlarla çevrili, gökyüzüne uzanan kuleleriyle göz kamaştıran bir krallık varmış. Bu krallık Işıldayan Diyar olarak bilinirmiş. Burada çiçekler gece bile parıldar, nehirler şarkılar söyler, rüzgarlar tatlı melodiler fısıldarmış.
Bu güzel diyarın en sevilen kişisi Prenses Lumina‘ymış. Altın sarısı saçları, gök mavisi gözleriyle çok güzel bir prensesmiş ama onu asıl özel yapan şey kalbinin güzelliğiymiş. Yardım etmeyi seven, kimseyi kırmayan, hayvanlarla bile konuşur gibi anlaşan bir prensesmiş.
Ancak bu krallığın bir sırrı varmış. Sarayın en yüksek kulesinde, kimsenin dokunmaya cesaret edemediği Sihirli Ayna bulunurmuş. Bu ayna, bakan kişinin sadece dış görünüşünü değil kalbinin gerçek rengini de gösterirmiş. Eğer bir kişi kötülükle doluysa aynada suratı bulanık ve gölgelerle kaplı çıkarmış. Eğer kalbi iyilikle ışıldıyorsa aynadaki yansıması da ışıl ışıl olurmuş.
Ama ayna aynı zamanda çok tehlikeliymiş! Onun sihrini yanlış kullanan kişi karanlık güçlerin etkisi altına girermiş. Prenses Lumina’nın annesi Kraliçe Lirya bir gün aynayı mühürlemiş ve “Ancak kalbi saf, niyeti temiz biri bu aynaya bakabilir! Aksi halde aynanın laneti tüm krallığa yayılır.” demiş.
Bu yüzden herkes bu aynadan uzak durumaya başlamış.
Gizemli Kadın ve Kaybolan Işık

Bir gün saraya yaşlı bir kadın gelmiş. Üstü başı yırtık, elleri titrekmiş. Lumina onu görünce hemen yanına gitmiş ve “Merhaba ihtiyar teyze! Size nasıl yardım edebilirim?” demiş.
Yaşlı kadın, “Ah, güzel prenses… Neşeli Orman’da ışıklar sönmeye başladı. Çiçekler kuruyor, kuşlar şarkı söylemiyor. Yardım edebilir misin?” diye sormuş.
Lumina kadının gözlerine baktığında içinin bir tuhaf olduğunu hissetmiş ama her zaman olduğu gibi yardım etmeye karar vererek “Elbette! Ama nasıl?” diye karşılık vermiş.
Yaşlı kadın “Sadece Sihirli Ayna bu karanlığın sebebini gösterebilir.” demiş.
Lumina aynanın yasak olduğunu biliyormuş ama ormanda yaşayanların zor durumda olduğunu öğrenince, iyilik yapabilmek için bu riski almaya karar vermiş.
Gece yarısı kimse görmeden kuleye çıkmış. Sihirli Ayna’nın üzerindeki mührü açmış ve aynaya bakmış. O anda aynanın içinden karanlık bir sis yükselmiş! Bu sis büyük bir hortum gibi sarayı sarmış ve krallığın tüm ışıkları sönmeye başlamış!
Lumina dehşet içinde kalmış. Birden aynanın içinde yaşlı kadını görmüş ama bu bir aldatmacaymış! Yaşlı kadın aslında Karanlık Cadı Malvora‘ymış!
“Ahahah! Teşekkür ederim küçük prenses! Senin iyi niyetin bana aynayı açtırdı! Artık tüm krallığı karanlığa boğacağım!” deniş karanlık cadı.
Lumina kandırıldığını anlamış ama pes etmemiş. Çünkü iyi kalpli bir prensesmiş ve iyiliğin her zaman bir çıkış yolu bulacağını biliyormuş.
Ormanda Üç Zorlu Görev

Lumina hemen krallığı kurtarmak için yola çıkmış. Ormanın ışıklarnı geri getirmek için üç büyülü görevi tamamlaması gerekiyormuş.
İlk önce ışığını kaybetmiş bir nehirle karşılaşmış. Nehir bir zamanlar şarkılar söylerken şimdi sessiz ve durgunmuş. Nehir ona seslenmiş: “Gerçeği söylemeden buradan geçemezsin. Sen neden aynayı açtın prenses?” demiş.
Lumina önce utanmış ama sonra içinden geldiği gibi cevap vermiş ve “İnsanlara yardım etmek istedim. Ama acele ettim ve kandırıldım.” demiş.
Bunu söyleyince nehir tekrar parıldamaya başlamış ve şarkılarını söylemiş.
Altın Ağacın Bilgeliği

Biraz daha ilerlediğinde altın yapraklı dev bir ağaç görmüş. Kuru ve solgun görünen ağaç konuşmaya başlamış ve “Bana hayat verecek olan şeyi bulmadan buradan geçemezsin!” demiş.
Lumina düşünmeye başlamış. Işığını kaybeden bu ağaca ne verirsem canlanır diye sormuş kendi kendine. Sonra “İyilik paylaşınca büyür!” demiş içinden ve elini ağaca koymuş ve “Işığımı seninle paylaşıyorum çünkü iyi niyet hiçbir zaman yok olmaz.” demiş.
Ve bir anda ağaç altın ışıklarla canlanmış!
Kendi Yansımasıyla Yüzleşmek
Son olarak Lumina bir gölün yanına gelmiş. Suyun içinde kendini görebiliyormuş ama yansıması ona üzgün bakıyormuş. Gölün sesi yankılanmış: “Gerçek gücün ne prenses?” diye sormuş.
Lumina düşünmüş. Güzel bir prenses olması mı? Hayır! Saraya sahip olması mı? Hayır! O anda anlamış ve “Gerçek gücüm iyiliğimin peşinden gitmem! Kötüler kandırsa da ben asla iyilikten vazgeçmeyeceğim!” diye cevaplamış.
Ve o anda göl ışıldamış aynadaki karanlık sis yok olmuş!
Işığın Geri Dönüşü

Lumina saraya döndüğünde Malvora’nın gücü azalmış. Artık ayna Lumina’nın kalbindeki ışığı yansıtıyormuş ve o ışık tüm krallığı aydınlatmış.
Cadı Malvora çığlık atarak karanlığa karışarak yok olmuş. Krallık tekrar ışığa kavuşmuş, çiçekler açmış, kuşlar şarkılar söylemiş. Kral ve Kraliçe kızlarını gururla kucaklamış. Kraliçe Lirya “Gerçek ışık kalbindeki iyiliktir Lumina. Ve senin ışığın hiçbir zaman sönmeyecek.” demiş.
Bundan sonra Lumina iyiliğin ne kadar güçlü olduğunu çok iyi öğrenmiş. Artık acele karar vermeden, kalbini dinleyerek iyilik yapıyormuş. Ve böylece Işıldayan Diyar sonsuza kadar ışıl ışıl parlamış…
🍎🍎🍎 Gökten üç elma düşmüş: Biri bu masalı anlatana, biri dinleyene, biri de kalbi hep ışıldayanlara.
Tavsiye: Bu masala benzer masal okumak için 5 Yaş Masalları ve 6 Yaş Masalları sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.