Bir varmış, bir yokmuş… Uzak diyarlarda, gökyüzüne en yakın bulutların arasında yükselen ve Uykucu Dağ olarak bilinen büyülü bir dağ varmış. Bu dağa ulaşanlar dünyanın en huzurlu uykusuna dalarlarmış.
Çocuk Masalları Oku
Her yaşa uygun çocuk masalları
Her yaş grubuna hitap eden eğlenceli ve öğretici çocuk masalları ile çocuklarınızın dünyasına renk katın! Çocuk masalları oku seçeneğiyle çocuğunuz hem keyifli vakit geçirecek hem de her masaldan yeni bir şeyler öğrenecek. İster kısa ister uzun olsun, çocuklar için masallar eğitici ve eğlenceli yönleriyle çocukların hayal gücünü beslerken onları değerli bilgilerle tanıştıracak.
Eğlenceli ve öğretici çocuk masalları
Çocuk masalları dinle seçeneğiyle çocuklarınızın sesli olarak dinleyebileceği bu masallar onların hayal dünyasını geliştirirken aynı zamanda yaşamla ilgili önemli dersler verir. Masalların her biri, sevgi, dostluk, cesaret ve sabır gibi değerleri vurgulayan içeriklerle özenle hazırlanmıştır. Çocuk masalı oku ve çocuğunuzla birlikte bu büyülü dünyanın kapılarını aralayın. Çocuklar için masal okumak hem onların zihinsel gelişimlerine katkıda bulunur hem de aranızdaki bağı güçlendirir.
Çocuk uyku masalları oku
Çocuk uyku masalları, çocukların yatmadan önce sakinleşmesine yardımcı olur. Çocuklara masallar okurken, onların hayal dünyası genişler ve uykuya daha kolay dalarlar. Bu eğitici uyku masalları, çocukların dinlenmesine ve gün içinde öğrendiklerini pekiştirmelerine yardımcı olur.
Bir zamanlar buzlarla kaplı büyük bir adanın tam ortasındaki minicik bir köyde sevimli Peku isimli bir penguen yaşardı. Tüyleri bembeyaz, göbeği ise kar gibi pofuduk ve yumuşacıktı.
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanda tüm hayvanların neşe içinde yaşadığı bir yer vardı. Bu ormanda yaşayan Şakıyan isimli bülbül, güzel sesiyle tüm canlıları büyülerdi.
Denizin derinliklerinde, mercanlarla çevrili bir sualtı vadisinde Okti adında genç ve enerjik bir ahtapot yaşardı. Sekiz koluyla hem inanılmaz işler başarır hem de denizin en meraklı keşifçisi olarak tanınırdı.
Bir varmış, bir yokmuş… Güneşin sıcacık ışıklarının toprakla buluştuğu bir ormanda Küçük Solucan adında bir solucan yaşarmış. Kahverengi ve yumuşacık bedeniyle toprakta kıvrıla kıvrıla dolaşır, günlerini yemek arayarak geçirirmiş.
Bir zamanlar mavi gökyüzünün altında, altın sarısı kumlarla çevrili, denizin tuzlu kokusunu taşıyan küçük bir sahil kasabasında Martı Miro yaşardı. Diğer martılar gibi uçmayı ve balık avlamayı çok severdi.
Bir zamanlar büyük bir ormanın derinliklerinde neşeli ve meraklı bir şempanze yaşardı. Adı Çoko’ydu. Yaramaz olduğu kadar eğlenceli ve akıllıydı ama kendisine verilen şeyleri pek değerli görmez ve hep daha fazlasını isterdi.
Bir zamanlar Orman Krallığı’nın derinliklerinde, Güneş adında genç bir aslan yaşardı. Parlak altın rengi kürkü ve minik ama güçlü pençeleriyle herkesin dikkatini çekerdi. Ancak Güneş karşılaştığı zorluklardan hemen korkar ve ne yapacağını bilemezdi.
Bir zamanlar berrak bir gölün derinliklerinde rengârenk pullarıyla dikkat çeken bir balık yaşardı. Adı Mimo idi. Göldeki diğer balıklardan çok farklıydı. Çok meraklı ve cesur bir balıktı ama bazen merakı onu tehlikeli durumlara sokabiliyordu.
Bir zamanlar yemyeşil kırların içinde saklanan bir çiftlikte birçok hayvan bir arada mutlu bir hayat sürüyordu. Çiftlikte kimler yoktu ki? Gururlu Horoz Kıvırcık, konuşkan Tavuk Lili, her zaman şakacı Ördek Minik, sakin İnek Mina ve diğerleri.
Bir zamanlar yemyeşil otlakların, gürül gürül akan derelerin ve renkli çiçeklerle dolu yamaçların arasında mutlu bir keçi sürüsü yaşardı. Bu sürünün en sevimli ama bir o kadar da huysuz oğlağı Keçi Kiki’ydi.
Bir zamanlar sonsuz gibi görünen masmavi bir okyanusta, rengârenk mercanların arasında yaşayan Mercan adında küçük, ışıltılı bir balık varmış.
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanın derinliklerinde yaşayan minik bir ateşböceği vardı. Adı Aris’ti. Sadece geceleri ışıldayan parlak kanatlarıyla değil bitmek bilmeyen sorularıyla da tanınırdı.
Bir zamanlar gökyüzünün en bilge kuşu olan Baykuş Bilgin, Uçan Meşe Ormanı’nda yaşardı. Büyük yuvarlak gözleri ve bembeyaz tüyleriyle ormandaki tüm hayvanların sevgisini kazanmıştı.
Bir zamanlar geniş bir ormanla çevrili, yemyeşil çayırların ve sakin bir gölün bulunduğu huzurlu bir diyarda Gölge adında zarif bir balıkçıl kuşu yaşardı.
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanın tam ortasında, kökleri toprağın derinliklerine yayılan devasa bir çınar ağacı vardı. Bu ağacın altında küçük bir yuva içinde mutlu bir fare ailesi yaşıyordu.
Bir zamanlar yemyeşil ormanlarla çevrili bir köyde Rüzgar adında bir çocuk yaşardı. Adının anlamını taşır gibi hep hareketli, enerjik ve meraklı bir çocuktu.
Bir zamanlar yemyeşil bir vadinin içinde geniş bir çayırlıkta ailesiyle birlikte yaşayan bir tay vardı. Bu küçük tayın adı Kadife idi. Uzun, güçlü bacakları ve ışıldayan kahverengi tüyleri vardı. Ama her şeyi tek başına yapmayı severdi.
Bir varmış, bir yokmuş… Uzak, çok uzak diyarlarda yemyeşil ağaçların göğe yükseldiği, kuş cıvıltılarının melodiler oluşturduğu büyüleyici bir ormanda mutlu bir ayı ailesi yaşarmış.
Bir zamanlar yeşilliklerle kaplı geniş bir vadide, Alacatepe Köyü adında küçük ama huzurlu bir köy vardı. Bu köy bereketli meraları ve dağların eteğinde otlayan koyun sürüleriyle ünlüydü.
Bir zamanlar yemyeşil bir ormanın derinliklerinde Çıtır adında şen şakrak bir çekirge yaşardı. Ormanın en neşeli canlılarından biriydi.
Bir varmış, bir yokmuş… Yemyeşil ağaçların arasında uzanan geniş bir ormanda küçük bir kirpi ailesi yaşarmış. Bu ailenin en meraklı üyesi olan Kiki ise henüz 1 yaşındaymış.
Bir zamanlar çiçeklerle bezeli geniş çayırların arasında yer alan büyük bir arı kovanı vardı. Bu kovan ormandaki en düzenli ve en çalışkan arı topluluğuna ev sahipliği yapıyordu.
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, yemyeşil ormanların, masmavi gökyüzünün altında Arda adında bir çocuk yaşarmış. Oldukça meraklı, hayal gücü geniş bir çocukmuş ama bazen kendini mutsuz, sinirli ya da korkmuş hissedermiş.