Bir varmış, bir yokmuş… Okyanusun en derin, en karanlık köşelerinde, mercan kayalıklarının ardında, Kıvırcık adında küçük ama bir o kadar da cesur bir denizatı yaşarmış.
4 Yaş Masalları
Bir varmış, bir yokmuş. Küçük bir köyde, Emir adında cesur ve meraklı bir çocuk yaşarmış. Emir, köyün her köşesini karış karış bilirmiş, ama bir tek şey onu hep meraklandırırmış: Köyün eski feneri.
Bir zamanlar Efe adında enerjik ve neşeli bir çocuk yaşarmış. Şehrin hareketli sokaklarında arkadaşlarıyla top oynamayı çok severmiş.
Bir varmış, bir yokmuş… Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak diyarlarda, geniş ve serin bir ormanda bir anne deve kuşu yaşarmış.
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda bir ormanda Fıstık adında, yumuşacık beyaz kürküyle, kocaman, meraklı gözleriyle herkesi kendine hayran bırakan sevimli bir tavşan yaşarmış.
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda, dört mevsimin de tüm güzellikleriyle yaşandığı, dağların beyaza büründüğü, ağaçların yapraklarını döktüğü, kar tanelerinin usulca yeryüzüne indiği bir orman varmış.
Bir zamanlar genç bir prenses, altın bir top ile oynarken topunu bir kuyunun içine düşürür. Üzgün bir şekilde topunu kaybettiği için ağlarken bir kurbağa ortaya çıkar ve prensesin topunu geri getirebileceğini söyler.
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda, kocaman ve ihtişamlı bir krallıkta yaşayan bir kral ve kraliçe varmış. Bu kral ve kraliçe uzun yıllar boyunca çocuk sahibi olamamışlar ve bu durum onları çok üzüyormuş.
Ormanın en uzun boylu sakinlerinden biri olan Zürafa Lolo, günün birinde büyük bir heyecanla uyanmıştı. O sabah çok özel bir gündü. Çünkü Lolo, arkadaşları Çılgın Zebra Momo ve Fare Boboyla birlikte “En Şık Çorap Yarışması”na katılacaktı.
Yaşlanıp sahipleri tarafından istenmeyen bir eşek, köpek, kedi ve horoz, Bremen’e gidip müzisyen olma hayaliyle yola çıkarlar. Yolda bir evde yaşayan haydutları korkutup kaçırarak evi ele geçirirler ve orada mutlu bir hayat sürmeye başlarlar.
Bir zamanlar Hansel ve Gretel adında iki küçük kardeş vardı. Fakir bir oduncunun çocuklarıydı ve büyük bir ormanın kenarındaki küçük bir kulübede yaşıyorlardı.
Bir zamanlar uzak bir köyde, fakir bir değirmenci yaşarmış. Bu değirmencinin üç oğlu varmış. Değirmenci bir gün yaşlanmış ve hastalanmış. Son nefesini vermeden önce oğullarını yanına çağırmış.
Külkedisi masalı, iyilik ve sabrın sonunda ödüllendirildiği, kötü kalplilerin ise cezalandırıldığı evrensel bir masaldır. Külkedisi zorlu hayatına rağmen, sihirli bir şekilde bir prense kavuşur ve mutlu sona ulaşır.
Kırmızı Başlıklı Kız masalı küçük bir kızın hasta büyükannesine giderken karşılaştığı kurnaz bir kurtla yaşadığı tehlikeli macerayı anlatır. Masal, çocuklara yabancılarla konuşmamanın ve güvenli yoldan sapmamanın önemini öğretir
Pamuk Prenses masalı dünyanın en bilinen masallarından biridir ve ilk olarak Grimm Kardeşler tarafından derlenmiştir. Kötü kalpli bir kraliçenin güzelliğiyle ün salan üvey kızı Pamuk Prenses’i kıskanması ve onu öldürmeye çalışması üzerine kuruludur.
Ormanda güneş ışıl ışıl parıldarken Hipo, göl kenarında keyifli bir gün geçiriyordu. Suyun üzerine düşen güneş ışıklarını izliyor ve suyun…
Rapunzel masalı, Grimm Masalları arasında yer alan ve dünya çapında bilinen bir masaldır. Uzun saçlarıyla yüksek bir kulede hapsedilen bir kızın hikayesi anlatılmaktadır.
Masal Dinle Aşağıdaki bölümden masalı dinleyebilirsiniz. Masal Oku Bir zamanlar, rengârenk çiçeklerle dolu bir orman vadisinde, minik bir kır çiçeği…
Bir zamanlar, denizin derinliklerinde, rengârenk mercanların ve ışıl ışıl deniz bitkilerinin arasında, Mavi isminde küçük bir balık yaşardı.
Peri Krallığı’nda Lila isminde herkesin sevdiği, küçük bir peri yaşardı. Nârin kanatları ve parlak mor saçlarıyla diğer perilerden biraz farklıydı.
Uzak denizlerin derinliklerinde, rengârenk mercanların arasında, yaşlı ve bilge bir ahtapot yaşardı. Adı Otto’ydu ve denizin en eski sakinlerinden biriydi.
Bir zamanlar, yemyeşil bir ormanın derinliklerinde, büyük bir mağarada yaşayan sevimli bir ayı varmış. Bu ayı uyumayı çok sevdiği için herkes ona “Uyuyan Ayı” dermiş.
Bir varmış, bir yokmuş. Uzak diyarlarda, yemyeşil ormanların arasında, küçük bir köy varmış. Bu köyde, Eli adında büyük, gri bir fil yaşarmış.
Bir varmış, bir yokmuş, kocaman ormanların derinliklerinde, her zaman neşeli ve sıcakkanlı bir kirpi yaşarmış. Bu küçük kirpinin adı Kıvırcık’mış, çünkü dikenleri yumuşak ve kıvırcıkmış.