Uzak diyarların gökyüzünde, yıldızların en parlak ışığını taşıyan Parıldak adında sevimli bir yaratık yaşardı. O bir Yıldız Tozu Canavarıydı. Küçük, pofuduk ve tüyleri gece boyunca hafifçe parlayan bir varlık. Görevi yıldızlardan dökülen yıldız tozlarını toplamak ve bunları dünyaya dağıtarak geceleri daha aydınlık, rüyaları daha güzel hale getirmekti.
Gökyüzünde süzülerek tozları toplar, onları rüya taşıyan rüzgârlara bırakırdı. Böylece çocukların rüyalarına neşe gelir, ormanlar gece ışıldar ve denizler ay ışığıyla daha parlak hale gelirdi. Ve Parıldak küçük olmasına rağmen büyük bir sorumluluk taşıdığının farkındaydı.
Bir gece gökyüzüne bakarken bir gariplik hissetti. Yıldızlar her zamankinden daha sönüktü. Oysa ki bu saatlerde en parlak hâllerinde olmaları gerekirdi. Gözlerini kırpıştırarak gökyüzünü taradı ama bir şey eksikti: Yıldız tozları yok olmuştu
Yıldız Tozları Nereye Gitti?

Parıldak hızla Ayışığı Kulesi’ne doğru uçtu. Burada yaşayan bilge ve yaşlı Mira, gece gökyüzünü okuyabilen bir baykuştu. Nefes nefese kulenin penceresine kondu.
— “Mira! Yıldız tozları yok! Onlar olmadan rüyalar kaybolacak, yıldızlar solacak!” dedi.
Mira gözlerini hafifçe kıstı ve tüylerini kabartarak endişeyle başını salladı.
— “Bu kötü bir haber, Parıldak. Yıldız tozları durduk yere kaybolmaz. Onları birileri çalmış olmalı.” diye karşılık verdi.
Parıldak’ın gözleri kocaman açıldı.
— “Ama kim? Ve neden?” diye sordu.
Mira kanatlarını açarak gökyüzüne doğru baktı.
— “Efsaneler yıldız tozlarını çalmaya çalışan bir varlıktan bahseder. Adı Gölge Yutan‘dır. Çünkü ışığı kendine çekerek dünyayı karanlığa gömmek ister. Eğer yıldız tozları onun elindeyse çok geç olmadan onları geri almalısın.” diye cevap verdi.
Parıldak korkusunu bastırarak başını salladı. Sadece bir toplayıcıydı, bir savaşçı değil! Ama yıldızların ışığını korumak onun göreviydi.
— “Yıldızlar için, rüyalar için, tozları geri getireceğim!” dedi kararlılıkla.
Tehlikeli Yolculuk

Yıldız tozlarının izini sürmek için yola çıktı. Ancak yalnız değildi! Ona yardım etmek isteyen iki dostu daha vardı: Cıvıltı isminde, ışık hızında uçabilen küçük ve neşeli bir kuş ve Pusu isminde, sessizce gölgeler arasında hareket edebilen gizemli bir kedi.
Üçlü, Fırtına Bulutları Vadisi‘ni geçerken rüzgâr yüzünden savruldu. Düşler Denizi‘nde ise parlayan hayalet balıkları arasında yollarını buldular. Ama en zorlusu Gümüş Zirve’ye tırmanmaktı. Oraya vardıklarında yıldız tozlarının çalındığı yeri gördüler: Gölgeler Diyarı.
Parıldak tüylerini ürperten bir soğukluk hissetti. Gümüş Zirve’nin ardında uzanan topraklar tamamen karanlıktı. Orada hiçbir ışık parlamıyor, hiçbir yıldızın yansıması görünmüyordu.
— “Burası… çok sessiz!” diye fısıldadı Parıldak.
Pusu’nun tüyleri diken diken oldu.
— “Çünkü burası ışığın hiç giremediği bir yer. Gölge Yutan burada yaşıyor.”
Tam o sırada gökyüzünden bir fısıltı duyuldu:
— “Işığı geri mi istiyorsun küçük toz toplayıcı?”
Parıldak korkusuna rağmen kendini toparladı.
— “Evet! Onları çalamazsın. Yıldızlar, rüyalar, hepsi yok olacak!” dedi.
Gölge Yutan uzun, karanlık bir şekil olarak belirdi. Gözleri derin bir uçurum gibi karanlıktı.
— “Işık olmadan gölgeler güçlenir. Işığı kendime aldım ve artık hiç kimse gökyüzüne bakıp parlayan yıldızlar göremeyecek!” diye kükredi.
Yıldızların Son Umudu

Parıldak bir an düşündü. Eğer Gölge Yutan ışığı içine çekiyorsa, o zaman ona daha fazla ışık verirse ne olurdu?
Tüm cesaretini toplayarak tüylerinden en parlak yıldız tozunu savurdu. Son Yıldız Parıltısı adı verilen bu güç yalnızca bir kez kullanılabilirdi. Çünkü çok kıymetli bir güçtü. Tozlar gökyüzünde bir girdap gibi döndü ve Gölge Yutan’ın üzerine yağmaya başladı.
Karanlık varlık bir anda çığlık attı.
— “Bu çok parlak!” diye bağırdı.
Yıldız tozları Gölge Yutan’ın içindeki tüm karanlığı aydınlattı. O artık bir gölge değil, sadece sıradan bir rüya bulutuna dönüşmüştü.
Ve işte böylece yıldız tozları serbest kaldı! Gökyüzü tekrar ışıldadı, yıldızlar eski parlaklığına kavuştu. Parıldak ve dostları büyük bir zafer kazanmıştı.
Gökyüzünün Koruyucusu

Parıldak yıldız tozlarını tekrar rüzgâra bıraktı. Artık geceler tekrar parlayacak, rüyalar huzur dolacaktı.
Baykuş Mira, Parıldak döndüğünde ona gururla baktı.
— “Sen artık sadece bir toz toplayıcı değil, yıldızların koruyucususun, Parıldak.” dedi.
Parıldak gülümsedi. O gece gökyüzüne bakarken artık sadece ışığı değil sorumluluğunu da hissediyordu. Ve böylece yıldızlar parlamaya devam etti. Çünkü Parıldak onların ışığını korumak için oradaydı. ✨ ✨
Öneri: Masal izlemek için Masal Videoları sayfamıza göz atabilir veya YouTube Kanalımızı ziyaret edebilirsiniz.