Bir varmış, bir yokmuş. Uzak mı uzak, yeşilliklerle dolu, mis gibi çiçek kokularının havada uçuştuğu bir çiftlik varmış. Bu çiftlikte inekler süt verir, tavuklar gurk gurk yumurtlar, koyunlar yumuşacık yünleriyle gezinir, atlar özgürce koşarmış. Ancak bu çiftliğin en neşeli ve en hareketli sakini kimmiş biliyor musunuz? Küçük, parlak sarı tüyleri olan, suda yüzerken adeta dans eden ve “fışşş fışşş” diye suyu sıçratan minik bir ördek! Adı da zaten bu yüzden Fış Fış Ördek imiş.
Fış Fış diğer ördeklerden çok farklıymış. Çünkü durmadan çalışmayı seven bir ördekmiş! Sabahları erkenden uyanır, göletin etrafında tur atar, etrafı kolaçan eder, sonra kanatlarını çırpa çırpa kendine bir iş icat edermiş. Suya girer, çıkar, otları düzenler, çiftlikteki her köşeyi temizler ve hep bir şeylerle meşgul olurmuş.
Ve ne yazık ki çok çalışmaktan ve çok meşgul olmaktan dolayı dostlarına hiç zaman ayıramazmış. Çiftlikteki diğer hayvanlar onun bu haline üzülür ama Fış Fış’ı bir türlü durduramazmış.
Ve bir gün her şeyi değiştiren o büyülü olay yaşanmış!
Zaman Kumları ve Gizemli Baykuş

O sabah Fış Fış göletin kenarında kendi yansımasına bakarken esrarengiz bir fısıltı duymuş:
“Zaman… Kaybolan zaman… Zaman… En büyük hazine…”
Birden irkilmiş, etrafına bakınmış ama kimseyi görememiş. Ama sonra göletteki büyük bir söğüt ağacının dalında kocaman gözlü bir baykuş olduğunu fark etmiş. Tüyleri gümüş gibi parlayan, gözleri gece gibi derin bu baykuş ona bakarak konuşmuş:
“Fış Fış, zamanın sırrını öğrenmek ister misin?”
Fış Fış önce şaşırmış sonra merakla kanatlarını çırpmış. “Zaman mı? Ben zaten zamanı çok iyi kullanıyorum! Sabah erken kalkıyorum, sürekli çalışıyorum!” demiş gururla.
Baykuş hafifçe gülümsemiş. “Öyle mi sanıyorsun? O zaman sana bir hediye vereceğim… Bu sana büyülü zamanı gösterecek.”
Baykuş kanadının altından parıldayan bir avuç altın sarısı kum çıkarmış ve Fış Fış’ın önüne serpmiş. Kumlar havada dans etmiş, dönmüş, dönmüş ve bir kum saati oluşturmuş. Kum saati gökyüzü kadar mavi, güneş kadar parlakmış. Baykuş derin sesiyle konuşmuş:
“Bu kum saati zamanı nasıl kullandığını gösterecek. Ama dikkat et, çünkü her kaybolan kum tanesi, kaçırdığın bir anı temsil eder.”
Ve bir anda her şey değişmiş!
Zamanı Kaybeden Fış Fış

Fış Fış kum saatini kanatlarıyla tuttuğunda önce bir rüzgâr esmiş ve sonra bir ışık huzmesi içinde kendini çiftliğin ortasında buluvermiş. Ama her şey farklıymış!
Tavuklar kümesten çıkmış ama hiçbiri Fış Fış’a selam vermemiş. Kuzular oyun oynuyor ama onu çağırmıyormuş. Atlar neşeyle koşturuyor ama hiçbiri ona bakmıyormuş. Sanki kimse Fış Fış’ı fark etmiyor gibiymiş!
Kendi sesi bile yankılanmıyormuş. Birden paniğe kapılmış. “Ben buradayım! Hey, neden kimse bana bakmıyor?” diye bağırmış ama kimse duymamış.
Tam o sırada göletin kenarında yaşlı bir kaplumbağa yavaşça başını kaldırmış ve ona bakmış.
“Ah… Sen kaybolmuş zamanın içinde kalmışsın, Fış Fış.”
Fış Fış şaşkınlıkla sormuş: “Nasıl yani? Ben buradayım!”
Kaplumbağa gözlerini kısarak iç çekmiş: “Evet ama dostlarının anılarında yoksun. Onlarla vakit geçirmediğin için seni hatırlamıyorlar. Zamanını sadece çalışmaya harcadın, onları unuttun… ve şimdi onlar da seni unuttu.” diye cevap vermiş.
Fış Fış’ın gözleri büyümüş. Yüreği hüzünle dolmuş. Demek ki sadece çalışmak yetmiyormuş… Sevdiklerine zaman ayırmazsan onlar da bir gün seni unutabilirmiş!
Ve o anda kum saatindeki son kum tanesi da düşmüş. Her şey kararmış.
Zamanı Geri Getirmek

Fış Fış bir anda sıçramış ve kendini tekrar eski çiftlikte, eski zamanında bulmuş! Kum saati hâlâ kanatlarının arasındaymış ama bu kez içindeki kumlar geri doluyormuş! “Demek ki hâlâ zaman var” diye düşünmüş.
Hemen ne yapması gerektiğini anlamış. O günden sonra işlerini bitirdikten sonra dostlarıyla vakit geçirmeye karar vermiş.
Küçük civcivlerle göletin kenarında su sıçratmış. Atlarla yarış yapmış, kazandıklarında birlikte kahkahalar atmış. Koyunlarla yumuşacık çimlerin üstüne yatıp bulutları seyretmiş. İneklerle şarkılar söylemiş, tavuklarla dans etmiş. Ve en önemlisi artık zamanı sadece çalışarak değil, sevdikleriyle paylaşarak geçiriyormuş.
Baykuş bir gece tekrar dalında belirip gülümsemiş. “Şimdi anladın mı, Fış Fış?” diey sormuş.
Fış Fış mutlulukla başını sallamış. “Evet! En büyük hazine sevdiklerimizle geçirdiğimiz zamandır!” diye karşılık vermiş. Ve böylece çiftlikte neşeli kahkahalar hiç eksik olmamış.

Bir masal biter ama verdiği ders hep aklımızda kalır. Tıpkı Fış Fış gibi, biz de sevdiklerimize yeterince zaman ayırıyor muyuz? Yoksa sürekli bir şeylerle meşgul olup, onların değerini mi unutuyoruz?
Şimdi sen de biraz düşün… Bugün en sevdiklerinle nasıl vakit geçireceksin? 😊💛
Tavsiye: Bu masala benzer masal okumak için Eğitici Masallar ve Uzun Masallar sayfalarımızı inceleyebilirsiniz.